ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA

8 Temmuz 2011 Cuma

KASTAMONU İLİ
KASTAMONU İLİ TANITIMI
kastamonu
türkiye kastamonu
kastamonu türkiye
kastamonu tanıtım
kastamonu tarih
kastamonu coğrafya
kastamonu iklim
kastamnu nüfus
kastamonu eğitim
kastamonu sağlık
kastamonu resimler
kastamonu fotoğraflar
kastamonu manzaralar
kastamonu görüntüler
kastamonu video
kastamonu spor
kastamonu yemekleri
kastamonu ulaşım
kastamonu haber
kastamonu haritası
kastamonu dernek
kastamonu turizm
kastamonu kayak
kastamonu otel
kastamonu konaklama
kastamonu yurt
kastamonu pansiyon
kastamonu ekonomi
kastamonu sanayi
kastamonu ticaret
kastamonu tarım
kastamonu hayvancılık
kastamonu okul
kastamonu lisesi
kastamonu hastahanesi
kastamonu konut
kastamonu emlak
kastamonu satılık
kastamonı kiralık
kasatamonu araç
kastamonuarsa
kastamonu kültür
kastamonu sanat
kastamonu  dernek
kastamonu doğa
kastamonu gezi
kastamonu tatil
kastamonu turlar
kastamonu deniz
kastamonu sarmısak
kastamonu evleri
kastamonu dağları
kastamonu akarsuları
kastamonu mağaralar
kastamonu
KASTAMONU İLİ TARİH
Kastamonu’nun, arkeolojik bazı kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda Paleolitik dönemden günümüze kadar kesintisiz bir kronolojiye sahip olduğu görülür.
Anadolu arkeolojisi içerisinde bölge üzerine pek araştırma olmaması nedeniyle Kastamonu üzerine bilgiler de özellikle erken dönemler için çok yetersizdir. Kısıtlı sayıdaki yüzey araştırması ve kazı çalışmasına bakarak elde edilen veriler ise bölge
 arkeolojisinin Anadolu tarihi açısından yine de önemli olduğunu vurgular. Yapılan araştırmalar bölgenin Paleolitik dönemle birlikte neolitik, kalkolitik ve erken tunç dönemlerine kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olduğunu gösterir.
Bu çağların sonrasında, M.Ö. II. Bin Anadolu tarihi coğrafyasına bakıldığında Kastamonu ve çevresinde Pala ve Tummana adı verilen kavimlerin yerleşik olduğu görülür. Bu kavimlerin kullandığı dile Palaca adı verilirken, çivi yazısı formatındaki yazılarını içeren çok az sayıda kil tablete de Hitit arşivlerinde rastlanmıştır. 
Büyük ihtimalle Transkafkasya kökenli olan bu kavimler yakın akrabaları olan Hititler ve Luwiler ile aynı çağlarda Anadolu’ya gelmiş ve bu bölgeye yerleştikleri düşünülmektedir.
TAPRAMMİ’NİN SIRRI
MÖ II. Binin sonlarında bölgedeki Hitit varlığı Kastamonu’nun Devrekani ilçesi sınırlarındaki Kınık kazısı ile ortaya konmuştur. Buradan elde edilen gümüş sanat eserleri klasik Hitit sanatının özelliklerini yansıtırken, kazılarda bulunan diğer arkeolojik buluntular da bölgenin Erken Tunç (M.Ö. 3000) döneminden itibaren iskân edildiğini gösterir.
Kınık kazıları, Hitit kültürünün somut kanıtlarını Kastamonu’da ortaya koyarken bir yandan da bu kazılarda bulunan özel bir metal kap sayesinde de önemini ortaya koydu. Taprammi Çanağı adı verilen üzerinde kabartma şeklinde av sahneleri bulunan kap, ismini üzerindeki Hitit hiyeroglifleri ile yazılmış “Taprammi” kelimesinden alır. Bu kelime bir isim olmakla beraber, bu ismin Hitit’in başkenti Hattuşa’da çok önemli bir tüccara ait olduğu da vakit geçmeden belirlendi.
Hititlerin yıkılmasıyla bölge bir müddet Phryg hakimiyeti altında kalıp, daha sonra Kastamonu sırasıyla Lydia, Pers, Helen ve Pontus Devletlerinin denetimine girer. Gnaeus Pompeus Magnus tarafından Roma İmparatorluğuna dahil edilen bölge, Bizans hakimiyeti sonrasında MS 1211 tarihinden itibaren kesin olarak Türk İslam bayrağını taşır.
Paphlagonia (Paflagonya) ve Homeros’un İlyadası’nda Paphlagonialılar
M.Ö. 1200’lü yılların sonlarına doğru Hitit Devleti yıkılırken Anadolu, özellikle Balkanlar’dan gelen Trak Kavimlerinin tarafından istila edilmişti. 
Bu Tak kabilelerinden olan ve özellikle Eskişehir Afyon dolaylarında hâkimiyeti bilinen Frigler Kastamonu bölgesinde de siyasal bir güç olmayı başarmışlardı. M.Ö. 7. Yy’da Kimmer istilasına maruz kalan bölge, daha sonra Lydia kralı Alyettes’in Kimmer tehlikesini ortadan kaldırması ile kral Kroissos döneminde ( M. Ö. 561-546 ), Lydia egemenliğine girmiştir. M.Ö. 546 yılından itibaren ise bölgede Pers hâkimiyeti başlar.
M.Ö. I. Bin olarak anılan çağla birlikte Kastamonu Bölgesi Paphlagonia olarak adlandırılır. Bu bölgenin halkı açık olmamakla birlikte batıdan yani Balkanlar’dan gelmiş bir Thrak boyunun uzantısı olduğu düşünülebilir. Antik tarihçilerden Ksenphon Paphlagonia bölgesinde“Kotys” adlı bir liderden söz eder ki, bu isime Thrakialılar arasında sık rastlanır. Ancak, Thrak göçlerinden etkilense bile bölge, halkının önemli bir bölümünün bu bölgede M.Ö. II. Binyılda yaşadığı bilinen Palaların devamının olması daha da mümkün görünmektedir.
Yazılı kaynaklarda Paphlagonia ve Paphlagonia Bölgesinden ilk bahsedilen yer ünlü ozan Homeros’un Troya Savaşını anlattığı İlyada adlı eseridir. Homeros bu eserinde Paphlagonialıları Pylamenes ve oğlu Harpalion önderliğinde Akhalara karşı Troyalıların saflarında savaşan onurlu bir halk olarak gösterir.
kastamonu_kale
Anadolu’da başlayan Pers hakimiyeti ile Papahlagonia Phrygia satraplığına bağlanmıştır. Aynı yıllarda yani M.Ö. 6. yy’da bölgenin kıyı kesimleri Ionia Bölgesi şehri olan Miletos tarafından kolonize edilmeye başlamıştır. M.Ö. 333 yılına gelindiğinde Büyük İskender yönetimi altına giren bölgede M.Ö. 298 yılında Ktistes Mitridates tarafından Pontus Devleti kurulmuştur.
GÜN YÜZÜNE ÇIKAN ANTİK BAŞKENT, POMPEIOPOLIS
Antik dönemin başlarında “Paphlagonia” olarak adlandırılan Kastamonu ve bölgesinde M.Ö. 65-64 yıllarından itibaren Roma hakimiyeti yaşanmaya başlar. Roma bölgenin kültür dokusuna nüfuz edemese de kendini bölgenin metropolisi yani başkentliğini de yapan Taşköprü’deki antik Pompeiopolis kentinde gösterir.
Bu antik kent M.Ö. 64 yılında kurulmakla birlikte en güçlü zamanını Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un damadı olan Klaudius Severus’un valilik yaptığı dönemde (M.S II. yy) yaşamaya başlar. Bu yöneticiyle birlikte Pompeiopolis başkent konumuna yükselir. Kent, Paphlagonia Bölgesinde “Metropolis Sebaste” yani Paphlagonia’nın ana ve kutsal şehri konumunda anılmaya başlar.
M.S. 150–300 yılları arasında başkentliği devam eden kentin M.S. 325’ler itibariyle piskoposluk olarak temsil etmesi bölgede Hıristiyanlığın yayılmaya başladığını göstermektedir. M.S 536–553 yıllarında başpiskoposluğa yükselen kent M.S 13. yy’a kadar piskoposluk listelerinde var olmaya devam etti.
Antik kentte son iki sezondur Münih Üniversitesi’nden Prof. Dr. Latife Summerer başkanlığındaki uluslararası bir ekip tarafından arkeolojik kazı çalışmaları sürdürülmektedir. Antik kentin ana yapısının belirlenmesine yönelik yapılan kazı çalışmaları içindeki jeofizik çalışmalarında şu ana dek, hamam, agora (Pazar alanı-forum), iki adet tiyatro ve bir adette İmparator Augustus’a ait olduğu düşünülen bir tapınak yapısı belirlendi.
CASTAMON’DAN KASTAMONU’YA
Kastamonu ismine ilişkin bilimsel bir etimolojik çalışma yapılmamıştır. Kentin ismine dair birkaç farklı görüş olsa da günümüzde Bizans Döneminde bölgede hüküm süren Komnen Sülalesine atfen bulunan isimlendirme akla yakın gelmektedir. Bu isimlendirme kökeni ise Komnenlerin Kalesi anlamına gelen Kastra-Komnen olmasına karşın aynı sülale dönemi yazılı kayıtlarında Kastamonu, Castamon olarak görülür.
kastamonu ili haritası
KASTAMONU İLİ COĞRAFYA
Kastamonu ili Batı Karadeniz bölgesinde 41 derece 21' kuzey enlemi i!e 33 derece 46' doğu boylamları arasında yer alır. Deniz seviyesinden yüksekliği 775m.dir. Yüzölçümü 13.108,1 km²dir. Bu ülke topraklarının %1,7’syxini oluşturur.

asıklı_turbe
Kastamonu İli çoğunlukla engebeli arazilerden oluşmaktadır, ilin kuzeyinde Batı Karadeniz Dağları bulunmaktadır. Karadeniz sahiline paralel olarak İsfendiyar (Küre) Dağları il merkezinin kuzeyinde, güneyinde ise yine doğu batı uzantılı Ilgaz dağları yer alır.
Türkiye’nin Karadeniz’e doğru uzanan çıkıntısının büyük bölümünü kapsar. Doğuda Çatalzeytin ilçesinin Sinop ile birleştiği noktadan, batıda Kerempe burnuna kadar kıyı düz bir şerit halinde uzanır. Kerempe Burnunda bariz bir çıkıntı meydana getirerek güney batı doğrultusunda Bartın il sınırına kadar kıyı devam eder. Karadeniz’e olan bu kıyının uzunluğu 170 km’dir.
Kastamonu’nun yüzölçümünün %74,6’sı dağlık ve ormanlık, %21,6’sı plato ve %3,8’i ovadan oluşur. Dağılımdan da anlaşılacağı gibi ilin tarıma elverişli geniş alanları yoktur. Ancak vadiler etrafında küçük ovalar göze çarpar. Bunlardan önemlileri Daday ve Taşköprü ovalarını içine alan Gökırmak ile Tosya tarım alanını kapsayan Devrez Vadileridir. Ayrıca Araç Cide ve Devrekani çay yatakları çevresinde de ekim ve dikime elverişli alanlar bulunmaktadır.
Münferit olarak Yaralıgöz Dağı (1985m.), Göynük Dağı (1770m.), Dikmen Dağı (1471m.), Kurtgirmez Dağı (1450 m.) ,Güruh Dağı (1493m.), Ballıdağ {1400 m.), lsırganlık Dağı, Harami Dağı ve Elek Dağı önemli yükseltileri teşkil etmektedir. İlin güneyinde ise Ilgaz Dağları uzanmaktadır. Bu Dağlar yüksek ve devamlıdır. Kuzeyde Gökırmak ve Araç Çayı, güneyde ise Devrez Çayı vadileri ile sınırlanmıştır. En yüksek noktası Çatalılgaz tepesi (2565m.) dır.
KASTAMONU İLİ ULAŞIM
Ulaşımda iki ana merkez olarak İstanbul ve Ankara sayılabilir. İstanbul’dan doğuya doğru yola çıkıldığında 530 Km. sonra varacağınız yolculuğunuzda, Ankara üzerinden gelindiğinde bu mesafe 240 Km. olacaktır. Her iki yönden de yola çıkılıp, özellikle Kastamonu il sınırlarına girdiğiniz andan itibaren seyahatinizi oldukça fantastik kılacak yeşil bir denizin ve imkansız gibi görünen dorukların içinde rahat bir yolculuk sizi bekliyor. Yeşilin mavi ile kucaklaştığı Karadeniz sahili boyunca diğer illere ulaşabilmek mümkündür.
Kastamonu kara yolları ile tüm ilçelerimize ve diğer illere rahatlıkla ulaşım mümkündür. Birçok ille karşılıklı otobüs seferleri mevcuttur.
Kastamonu-İstanbul 530 Km
Kastamonu- İzmir 824 Km.
Kastamonu-Ankara 240 Km.
Kastamonu-Bolu 244 Km.
Kastamonu-Samsun 310 Km.
Kastamonu-Konya 500 Km.
Kastamonu-Bursa 516 Km.
Kastamonu-Balıkesir 666 Km.
Kastamonu-Manisa 802 Km.
Kastamonu-Karabük 111 Km.
Kastamonu- İzmit 395 Km.
Kastamonu-Çankırı 111 Km.
Kastamonu-Sinop 192 Km.
KASTAMONU İLİ NÜFUS
Kastamonu’nu genel nüfusu 2007 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sayımlarına göre 360.366 olarak belirlenmiştir. Bu sayıma göre kent merkezinin nüfusu ise 80.582 kişidir.
1927'de Kastamonu'da nüfus yoğunluğu km²'de 23 kişi iken,1980'e değin yalnızca 11 kişi artarak 34 olmuştur. Aynı dönemde Türkiye ortalaması ise 18'den 58'e çıkmıştır. Kastamonu nüfusunun zaman içindeki gelişmesi incelendiğinde, her dönemde nüfusun ülke ortalamasından daha yavaş geliştiği, özellikle 1950'den sonra nüfusun bazı dönemlerde azaldığı görülmektedir.
 1940'larda başlayan il dışına göç hareketi il nüfusunun gelişimini ve doğurganlık düzeyini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu nedenle il nüfusunun artış hızı 1950'den sonra tümüyle göçlerle belirlenmiştir. Nitekim I927'de 336.501 olan il nüfusu 23 yıl içinde yalnızca % 22 oranında artarak 1950'de 412.016'ya ulaşmıştır. Aynı dönemde ülke nüfusundaki artış ise % 53 dolayında gerçekleşmiştir.
1950'yi izleyen 30 yıl içinde ülke nüfusu bir patlamayla % 116 oranında artarken, Kastamonu nüfusu yalnızca % 9 oranında büyümüştür. İlde nüfusun 1950–1955 ve 1970–1975 dönemlerinde ise mutlak olarak azaldığı görülmektedir. 1950–1955 arasındaki nüfus yitimi asıl olarak ildeki yönetsel değişikliklerin bir sonucudur. 1950 sayımına göre nüfusu 29.910 olan Kargı İlçesi, 1953'te Çorum İli'ne bağlanmıştır. Bu nedenle, 1955 Genel Nüfus Sayımı'nda Kastamonu nüfusu bir önceki döneme göre azalmıştır. İl nüfusunda 1970–1975 döneminde görülen azalma ise il dışına yönelen göçlerin iyice yoğunlaşmasının bir sonucudur.
 İl nüfusu 1970'te 1950'ye oranla % 8 oranında artmışken, 1975'te bu oran % 6'ya düşmüştür. Ancak 1975'ten sonra görece büyük bir nüfus artışı gerçekleşmiş ve 1950–1980 döneminde il nüfusunun artış oranı % 9 olmuştur. Genel olarak il nüfusunda 1927–1980 döneminde gerçekleşen büyüme % 34 dolayında kalmış, bu dönemde ülke genel nüfusu ise % 228 oranında artarak 3,5 katına ulaşmıştır.
Nüfus göç nedeni, ilin yavaş gelişmesinin en ün ekonomik yapısının il nüfusuna yeterli iş olanakları yaratmaması ve nüfusun önemli bir bölümünün iş bulmak amacı ile başka illere göç etmesidir. Ancak bu tek neden değildir. Kastamonu'da kaba doğum hızı da (binde 34,1) ülke geneline oranla (binde 42,3) düşük bir düzeydedir 11 dışına göç olgusunun özellikle 1970'lere değin aralıklı olarak "aile reisi göçü" biçiminde gerçekleşmesi ailelerin bölünmesine, bu nedenle de doğurganlığın yapay olarak düşmesine yol açmıştır. 
İlde kaba ölüm hızı da (binde 14,4) ülke ortalamasından (binde 13,9) yüksektir. Kaba doğum hızının ülke genelinden az oluşu, buna karşın kaba ölüm hızının yüksekliği, ilde nüfusun doğal artış hızının (binde 20) ülke ortalamasının (binde 28) gerisinde kalmasına neden olmuştur.
Nüfusun gelişmesi 5 yıllık dönemlere göre, yıllık ortalama artış hızları açısından, ülke ortalamaları ile karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, Kastamonu'da nüfus artış hızının her zaman ülke ortalamalarının hayli altında olduğu görülür.
1935–1940 arasında ülke genelinde binde 17 olan nüfus artış hızı, II. Dünya Savaşı yıllarına rastlayan 1940–1945 döneminde binde 10,6'ya düşerken, Kastamonu' da söz konusu dönemlerde binde 4,7'den binde 8,2'ye yükselmiştir. II. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda, ülke çapında gerçekleşen nüfus patlamasının etkisi ile
 Türkiye genelinde nüfus artış hızı çok yüksek bir değere ulaşmışken, Kastamonu' da nüfusun azalması, nüfus artış hızının binde 9,1 olmasına neden olmuştur. 1955–1960 döneminde Kastamonu'da nüfus artış hızı (binde 16,6) ülke genelinde (binde 28,5) de olduğu gibi en üst düzeyine ulaşmıştır. İlde nüfus artış hızı, 1960'tan başlayarak il dışına yönelen göç hareketinin il nüfusunun gelişimini olumsuz yönde etkilemesi ile giderek azalmıştır. Öyle ki, 1970–1975 döneminde nüfus artış hızı binde 3,8 olmuş, yani il nüfusu mutlak olarak azalmıştır. 1975'ten sonra göç hareketinin yavaşlamasıyla, ilin nüfus artış hızı yükselerek binde 5,9'a çıkmıştır. Ülke genelinde ise nüfus artış hızı, 1975'e değin her dönemde binde 25 dolayında gerçekleşmiş, 1975–1980 döneminde ise binde 20,7 olmuştur.
İlde nüfus artış hızının her dönemde ülke ortalamasının altında olması il nüfusunun ülke toplam nüfusu içindeki payının giderek azalmasına yol açmıştır. Nitekim 1927'de ülke nüfusunun binde 24'ü Kastamonu'da otururken, bu oran 1940'ta binde 20'ye, 1960'ta binde 16'ya, 1980'de ise binde 10'a gerilemiştir.
Nüfus varlıkları ve yoğunlukları ilçeler düzeyinde incelendiğinde, ilde en büyük nüfus varlığının Merkez ilçe’de olduğu görülmektedir. Merkez İlçe'nin nüfusu Cumhuriyet'in ilk yıllarından başlayarak hep 50.000'in üstünde olmuştur. 1944'te yapılan yönetsel değişiklik ile Devrekâni Bucağı Merkez İlçe'den ayrılıp ilçe merkezi olmuştur.
 Bu gelişme, Merkez ilçe’nin 1927'de 63.000 olan nüfusunun, 1950'de 58.000'e düşmesine yol açmıştır.
İl dışına göç olgusu, ilin öbür ilçelerinde olduğu gibi Merkez İlçe'de de nüfus artışının sınırlı düzeyde kalmasına yol açmıştır. İlçenin nüfusu 1960'ta 1950'ye oranla % 10 artmışken bu oran 1970'te % 36 olmuştur, Merkez İlçe'de 1980'de km²'ye 46 kişi düşüyordu.